MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

KÖY OKULLARI…

KÖY OKULLARI…

Köy okulları, sadece çocuklar için değil, köyde yaşayan her bir kimse için gerekli… Köy okulları, Türkiye'nin eğitim sistemi ve kırsal kalkınması için vazgeçilemez kurumlar… Köy okulların korunması ve geliştirilmesi, her çocuğun eşit eğitim fırsatına sahip olması ve kırsal bölgelerin kalkınması; en büyük sorun aslında… Çoğu köy okulu, yeterli öğretmen, materyal ve altyapı eksikliği çeken, ulaşım sorunlarının olduğu, eğitim kalitesinin, şehir okullarıyla kıyaslandığında daha düşük olduğu okullar… Bu, davranış-meslekî-aile-ebeveyn eğitimlerinin de aynı anda yapılmasıyla çözülebilecek bir problem… Ülkemizde köy okulları, uzun yıllar kırsal alanlarda yaşayan çocuklara eğitim imkânı sunmuş… Ancak 1990-1991 öğretim yılından itibaren fiilen ‘Taşımalı İlköğretim Uygulaması’na geçilerek, maalesef, devlet müfredatına uygun eğitim verilen, fakat kaynak eksikliği yaşanan köy okullarının çoğu kapatılmış… Köy okulları, birçok ülkede eğitim sisteminin önemli bir parçası… Köy okullarının bulunmadığı ülkeler, eğitim sistemlerinde ciddi sorunların yaşandığı veya kırsal bölgelerde eğitime erişiminin sağlanamadığı ülkeler… Meselâ, bazı Afrika ülkelerindeki çatışma bölgelerinde kırsal alanlarda eğitim altyapısı oldukça sınırlı… Bu; ekonomik zorluklar, siyasî istikrarsızlık ve coğrafî engeller gibi faktörlerden kaynaklanmakta… Kenya'da finansal destek eksikliği yaşanan ve katılımcı ve topluluk merkezli eğitim yöntemlerinin kullanıldığı ve yerel toplulukların ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı köy okulları, özellikle yerel topluluklar için kritik bir eğitim kaynağı… Hindistan'da köy okulları, öğretmen eksikliği ve yetersiz altyapı sorunları yaşamakta, ancak hâlâ kırsal bölgelerde eğitimde önemli bir rol oynamakta… Brezilya’da kaynak yetersizliğinin görüldüğü kırsal bölgelerdeki okullar, yerel kültürü ve dili koruma açısından çok önemli…

Köy okulları asla kapanmamalı, kapatılmamalı… Kapanan, kapatılan her köy okulu, o bölgede yaşayan çocukların eğitim hakkını ellerinden almakta ve en kötüsü, köyleri bitirmekte… Köy okulları kapandığında, bölgede yaşayan insanlar şehirlere göç etmek zorunda kalmakta… Hâlbuki köylerde eğitim alarak bilinçlenen bireyler, tarım, hayvancılık ve yerel ekonomi alanlarında daha bilinçli çalışmalar yapabilirler… Her köye ya da belirlenecek köylere atanacak bir öğretmen, ziraat teknisyeni/mühendisi, sağlık görevlisi (sağlık memuru/hemşire/ebe/doktor), adalet ve kalkınma için elzem… Köy okullarının kapanması, sadece eğitim alanında değil, toplumsal ve ekonomik alanlarda da büyük kayıplara yol açmakta… Devlet politikaları ve yerel yönetimlerin, köy okulları projeleri ivedilikle hayata geçirilmeli… Köy okullarını korumak, geleceğimizi korumak demek… Kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar, köy ortamında eğitim fırsatlarından yararlanmalı… Ders müfredatları köyün ihtiyaçlarına, yerel kültüre, kadim medeniyet değerlerimizin korunmasına ve üretime katkı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmeli… Köy okulları, mobil kütüphaneler-laboratuvarlar vb. eğitim uygulamalarla desteklenmeli… Bu uygulamalara, özel okulların katkı sağlamaları teşvik edilmeli ya da zorunlu bir görev hâline getirilmeli… Köy okullarının, sadece eğitim kurumu olmalarının ötesinde, kırsal kalkınmanın gereği olduğu unutulmamalı…

Köy okullarının kapanmaması için çözüm önerileri: Köy okulları, okulöncesi ve hayatboyu eğitim sürecini kapsayan formatta mutlaka yeniden açılmalı… Öğrenci taşımalı eğitimden vazgeçilmeli, bunun yerine öğretmen-eğitmen-usta öğretici taşımalı eğitime geçilmeli… Köy okulları; sağlık ocağının olduğu, ziraat teknisyeni/mühendisi ve din görevlisinin bulunduğu, tarla-bahçe-işletme vb. birimin bulunduğu, atölyesi ve çok amaçlı salonu olan bir kampüs/yerleşke olarak inşa edilmeli… Köy okullarının fizikî şartları iyileştirilmeli ve modern eğitim materyalleriyle donatılmalı… Köy okullarında görev yapan öğretmenlere yönelik özel eğitim programları düzenlenmeli ve köylerde görev yapan öğretmenlere artı sosyal ve ekonomik haklar sağlanmalı… Köy okullarının bulunduğu bölgelerdeki üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılmalı, üniversite öğrencilerinin, köy okullarında en az bir yıl uygulama eğitimlerine katılmaları mezuniyet için şart hâline getirilmeli… Köy okullarının, köydeki diğer kurumlarla (sağlık ocağı, muhtarlık vb.) işbirliği içinde çalışmaları sağlanmalı… Öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlıklı ve güvenli bir ortamda bulunmaları için köy okullarının fizikî durumları gözden geçirilmeli güvenlik önlemleri alınmalı… Okul binaları sağlam, temiz ve donanımlı olmalı, ısınma, soğutma, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlar eksiksiz karşılanmalı… Ancak, zorlukların da, eğitimin bir gereği olduğu hesaba katılarak, avantaja dönüştürebileceği, zorluklarla mücadele etmenin, sonuçta yarar sağlayacağı yaklaşımıyla hareket edilmeli… Güncel ve kaliteli eğitim materyallerinin, kitapların, ders araçlarının, dijital ve mobil çözümler sağlanarak, öğrencilerin eğitim seviyeleri yükseltilmeli… Köy okullarında görev yapan öğretmenler, kırsal alanların özgün ihtiyaçlarını anlayan ve bu ihtiyaçlara uygun şekilde eğitim verebilen nitelikte bireyler olarak yetiştirilmeli… Öğretmenlerin sürekli olarak meslekî gelişim fırsatlarına erişimi sağlanmalı ve motivasyonları yüksek tutulmalı… Köy okullarında eğitim gören öğrenciler, kentlerdeki yaşıtlarıyla aynı eğitim imkânlarına sahip olmalı… Fırsat eşitliği sağlanmalı… Köy okulları, yerel topluluklarla işbirliği yaparak onların desteğini almalı… Velilerin, köy muhtarlarının ve diğer yerel liderlerin eğitim süreçlerine katılımı teşvik edilmeli… Köy okulları, öğrencilerin sosyal ve kültürel gelişimini destekleyen, öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkıda bulunan, spor, sanat ve kültürel geziler gibi aktiviteler vb. faaliyetler ve projeler yapmalı…

Köy okullarını daha verimli hâle getirmenin uygulanmış projesi (köy enstitüleri) var aslında… Köy enstitüleri, Türkiye'de kırsal bölgelerde öğretmen yetiştirmek amacıyla 17 Nisan 1940’da, Can Yücel’in (21 Ağustos 1926 - 12 Ağustos 1999) babası, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel (17 Aralık 1897 - 26 Şubat 1961) tarafından, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un (1893 - 23 Haziran 1960) çabalarıyla kurulmuş… 1946’da Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer döneminde kapatılmaya başlanmış… Yerine Köy Öğretmen Okullarına dönüşüm gerçekleştirilmiş… Köy enstitülerine öğretmen yetiştiren ‘Yüksek Köy Enstitüsü’ bölümü 27 Kasım 1947'de, eğitmen kursları 28 Haziran 1948'de kapatılmış… 1950’de Köy Öğretmen Okulları'nın da kapatılması konuşulmaya başlanmış… Köy enstitülerinin yerini alan Köy Öğretmen Okulları da 27 Ocak 1954'te kapatılmış… Köy enstitüleri, köylerde yaşayan çocuklara eğitim vermek ve köylerin kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş… Köy enstitülerinin eğitim anlayışı ve programı oldukça yenilikçi ve kapsamlı imiş… Köy enstitülerinde eğitim, teorik ve pratik derslerin bir arada yürütüldüğü bir sistem üzerine kurulmuş… Öğrenciler, hem akademik bilgi edinmişler hem tarım, hayvancılık, inşaat vb. alanlarda pratik beceriler kazanmışlar… Köy enstitüsü mezunları köylerine döndüklerinde, köylülere önder olmuşlar, köylerinin kalkınmasına katkıda bulunmuşlar… Köy enstitülerinde verilen dersler ve etkinlikler: Türkçe, matematik, fen bilgisi, tarih, coğrafya, tarım, hayvancılık, marangozluk, demircilik vb. uygulamalı dersler, sanat, müzik ve spor vb. sosyal ve kültürel etkinlikler… İlkokulu bitiren çocukların sınavla alınıp, 5 yıl boyunca eğitim gördükleri köy enstitüleri, Türkiye'nin eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olmuş; kırsal bölgelerde eğitim ve kalkınma açısından büyük katkılar sağlamış… Köy enstitülerinde tek eksik olan şey, kadim medeniyet değerlerimizin içselleştirilememiş olması idi… ‘Köy enstitüsü’ modeli, millî değerlerimiz esas alınarak revize edilip ivedilikle uygulanmalı… Meslekî eğitim de, okulöncesi eğitimden başlayarak her kademede yaygınlaştırılmalı… Akademik eğitim, davranış ve meslekî eğitim ile birlikte yapılmalı… Bir baltaya sap olamayan diplomalı vasıfsız ve kendi değerlerinin farkında olmayan mezunlar vermekten, özünü bilmeyenlerden, küfretmeyi fikir zannedenlerden, her şeyi yakıp yıkanlardan, vandallardan ancak böyle kurtulabiliriz!

Akademik eğitim, meslekî eğitim, özellikle davranış eğitimi, dünyayı değiştirmek için kullanabileceğimiz en güçlü silah… “Eğitim, baskı altındaki insanlara, özgürlük ve adalet için mücadele etmeleri için gereken araçları sağlar.” (Paulo Freire)… “Eğitim, hayatın kendisidir; sadece hayata hazırlık değildir.” (John Dewey)… Bu nedenle eğitimin içeriği ve modeli son derece mühim… Eğitim, kadim medeniyet değerlerimizi içermeli… Millî değerlerimizle eğitilmeyen, kırıntı bilgilerle her konuda ahkâm kesip saptamalar yapan, kendini bilirkişi yerine koyan, kendi gibi düşünmeyen entelektüelleri aptal ve yandaş diye yaftalayan, algı körlüğü sendromu yaşayan, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da ve dünyanın diğer yerlerinde yapılan zulümleri görmek istemeyen biri; Siyonist zihniyete hizmet eder, yabancı markaları destekler, yerli ve millî markaları boykot eder, ülkesini başka ülkelere şikâyet eder… Sol yanı acıyan, sağduyulu her bir Türk vatandaşı; hırsızlık, sahtekârlık ve yolsuzluk yapanların karşısında durur; Devletinin-Askerinin-Polisinin yanında yer alır! Son söz: “Batı'dan medet uman ya satılmıştır, vatansızdır ya da süper ahmaktır.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven kanalımı takip etmeniz, linki arkadaşlarınızla paylaşıp destek olmanız, olumlu-olumsuz görüşlerinizi, eleştirilerinizi iletmeniz dileğiyle…

Bu yazı toplam 545 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi
SON YAZILAR